Okur yazar Nasıl Yazılır TDK ?

Ryan

Global Mod
Global Mod
Katılım
25 Eyl 2020
Mesajlar
14,317
Puanları
36
Okur Yazar: Bir Kelime, Bir Dünya!

Giriş: "Okur yazar" denince ne anlıyorsunuz?

"Okur yazar" deyince, aklınıza kim geliyor? Hani, kitap okuyan, yazı yazan, okuma yazma bilmeyene de öğretmeye çalışan biri... Fakat bir an durun, bu tam olarak doğru mu? Bu iki kelimenin içinde ne kadar gizli anlamlar var, farkında mısınız? Hadi gelin, "okur yazar"ın gizemini çözelim!

Bazılarına göre "okur yazar" olmak, her gün kitaplar arasında kaybolan bir insan olmakla eşdeğer. Kitapları okuyup, sonra her şeyin doğru yazıldığından emin olmak için kolları sıvamak… ama öyle bir 'yazmak' var ki, kalemin ucundan dökülen her cümlede bir eksiklik, bir yanlışlık… Bunu kim düzeltecek? Tabii ki, okur yazar! Ama, yazmanın da okumanın da bir yeri var, değil mi?

Okur Yazar Nasıl Yazılır? TDK'ya Göre Doğru Yanıt

Hadi bir yandan biraz da bilgi alalım! Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre, "okur yazar" bir birleşik sözcük olarak yazılır. Yani ayrı yazılmamalı, “okur yazar”ı her zaman birleşik yazmalıyız. Ama bu, sadece dil bilgisi değil, bir dünya kadar anlam taşıyor. Şimdi, bu iki kelimenin birleşmesiyle neler oluyor, bir bakalım!

TDK'ya göre “okur yazar” terimi, hem okuma hem de yazma becerilerine sahip olan birini tanımlar. Ve aslında bu durum, her bireyin öğrenmeye açık ve toplumsal anlamda da aktif olduğunu gösterir. Yani okur yazar olmak sadece okuma yazma bilmekle kalmaz, bir anlamda toplumda aktif bir rol üstlenmektir.

Bununla birlikte, okur yazar olmak sadece bir beceri değil, bir duruş meselesidir. Herkes okur yazar olabilir ama o kadarını yapıp 'gerçekten' okur yazar olmak ayrı bir iş! Peki, bence bu kavramı yalnızca dil bilgisi açısından mı değerlendirmeliyiz? Hayır!

Okur Yazar Olmanın Farklı Perspektifleri

Şimdi, okur yazar olmayı daha derinlemesine inceleyelim. Bu kavram aslında kişisel gelişimle de alakalı. Bu noktada biraz erkek ve kadın bakış açılarını devreye sokalım. Sadece toplumsal cinsiyetle değil, farklı bakış açılarıyla bakmamız gerektiğini düşünüyorum.

Erkekler, özellikle çözüm odaklı ve stratejik bir bakış açısına sahip oldukları için, okur yazarlığı daha çok 'bilgi edinme' ve 'daha fazlasını bilme' olarak yorumlayabilirler. Hedef odaklı düşünürken, kitap okumak ya da yazı yazmak, onların bilgiye erişmek için kullandığı bir araçtır. Herhangi bir derste veya iş yerinde, okur yazar olmak, bilginin doğru şekilde aktarılması anlamına gelir. Bu, pratikte bir strateji yaratmak ve verileri doğru kullanmak demektir.

Kadınlar ise genellikle ilişkisel bir yaklaşım benimserler. Okur yazar olmak, sadece bilgi edinmek değil, o bilgiyi başkalarına nasıl aktarabileceğinizi de anlamaktır. Kitap okumak ya da yazı yazmak, bir anlamda insanları daha iyi anlamak, başkalarıyla empati kurmak ve toplumsal bağlar kurmak için bir araçtır. Yazdıklarıyla duygusal bir etkileşim yaratmak, sadece fikirleri iletmek değil, aynı zamanda bir bağ kurmak anlamına gelir. Bir kadının okuduğu bir kitabı paylaşması, sadece bilgi vermek değil, duygusal bir paylaşımdır.

Tabii ki, bu iki bakış açısı tamamen birbirinden ayrı değil. Hepimiz birer okur yazarlık potansiyeline sahibiz ve bu potansiyeli, kişisel deneyimlerimiz ve bakış açılarımız doğrultusunda kullanıyoruz. Bazen stratejik bir bakış açısı, bazen ise empatik bir yaklaşım daha fazla önem kazanır.

Okur Yazar Olmanın Toplumsal ve Kültürel Yansımaları

Okur yazarlık, sadece bireysel bir beceri değil, toplumsal bir sorumluluktur da. Toplumların gelişiminde, okur yazarlık oranının artması, kültürün de gelişmesine olanak sağlar. Eskiden okur yazar olmak, sadece eğitimli sınıfın bir ayrıcalığıydı. Ancak günümüzde okur yazar olmak, her yaştan insan için daha erişilebilir hale gelmiştir. Bu noktada, okuma ve yazma alışkanlıklarının, toplumun genel kültürel yapısını şekillendirdiğini unutmamalıyız.

Mesela, bir köyde ya da kırsal bir bölgede, okur yazarlık oranı arttıkça, bu bölgedeki ekonomik ve toplumsal yapının da değiştiğini görürüz. Kadınların daha fazla okuma ve yazma becerisi kazanması, onların sosyal hayatta daha aktif olmasını sağlar. Okur yazar olmak, sadece bireysel bir kazanım değil, aynı zamanda toplumun genelinde eşitlik ve fırsat eşitliği yaratmak için de önemlidir.

Okur Yazar Olmak: Bugün ve Gelecekte Neler Değişti?

Bugün okur yazarlık, daha çok dijital dünyaya entegre oldu. Eskiden kâğıt kitapları okurken, şimdi dijital kitaplar, makaleler, bloglar ve sosyal medya ile bilgi edinmeye çalışıyoruz. Bu dijital çağda okur yazar olmak, sadece kağıt üzerindeki kelimeleri değil, ekranlardaki verileri de doğru okuyabilmek anlamına geliyor. Ancak bu, aynı zamanda derin okuma ve doğru analiz yapma becerilerini de gerektiriyor. Yani, bilgi bombardımanı altında neyin doğru olduğunu seçmek, okur yazar olmanın yeni tanımı haline geldi.

Gelecekte, okur yazarlık yalnızca yazılı kelimelerle sınırlı kalmayabilir. İnsanların dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığı gibi yeni beceriler kazandıkça, bu kavram daha da genişleyecek. Okur yazar olmak, tıpkı bir zamanlar yalnızca kitaplarla sınırlı olmayan, tüm dijital dünyayı anlayabilen ve onu doğru bir şekilde kullanabilen bireyleri tanımlayacak.

Sonuç: Okur Yazar Olmak Her Yönüyle Bir Yaşam Tarzı

Sonuç olarak, okur yazar olmak yalnızca okuma ve yazma bilmekten çok daha fazlasıdır. Her birey bu kavramı kendi bakış açısına göre tanımlar ve hayata geçirir. Erkekler için stratejik bir bilgi arayışı, kadınlar içinse empatik bir bağ kurma yoludur. Her iki bakış açısı da toplumsal gelişim ve bireysel tatmin için gereklidir.

Peki sizce, okur yazar olmak gelecekte nasıl şekillenecek? Dijital dünyanın getirdiği yeni okur yazarlık biçimleri nasıl bir etki yaratacak? Bu konuda sizin görüşleriniz neler?
 
Üst