Ruhum
New member
- Katılım
- 11 Mar 2024
- Mesajlar
- 673
- Puanları
- 0
Objektif Bir Değerlendirme Ne Demek?
Herkese merhaba! Bugün biraz farklı bir konuya dalalım, “objektif bir değerlendirme” nedir diye soralım. Bu, oldukça derin bir mesele, fakat belki de hepimizin yaşamında sıkça karşımıza çıkan bir durumdur. Hani bazen şüpheye düşeriz, “Bu kararı verirken objektif miydim?” diye. Gerçekten ne kadar objektif olabiliriz ki? Herkesin kendine göre bakış açısı var. Hadi gelin, hep birlikte objektifliği eğlenceli bir şekilde inceleyelim ve bakalım neymiş bu objektif değerlendirme!
Objektif Değerlendirme: Sadece Gerçekler, Hiçbir Duygu Yok!
Objektif bir değerlendirme, kelime anlamı olarak, duygu, önyargı ve kişisel düşüncelerden bağımsız olarak yapılan bir değerlendirmedir. Yani, bir konuya bakarken sadece gerçeklere odaklanmak, tüm duygusal bağlardan ve önceden belirlenmiş fikirlerden sıyrılmaktır. “Gerçekten mi? Duygusuzca mı?” diyebilirsiniz ama evet, doğru duydunuz! Objektif olmak, bazen “mantık + veri” kombinasyonundan başka bir şey değildir.
Mesela, bir futbol maçını değerlendirirken, takımınızı tutmak yerine sadece hangi takımın daha iyi oynadığını gözlemlemek, objektif bir bakış açısıdır. Fakat hepimiz biliyoruz ki, bazen “Fenerbahçe’yi tutuyorum, bu gol ofsayt değil!” diye düşünüyoruz. Kişisel bağlılıklar, objektif değerlendirmeye engel olabilir. Yine de, meseleye dikkatlice bakınca, gerçekler öne çıkar ve bazen mantık, duyguya galip gelir.
Objektif Olmak Mümkün Mü? Hadi Biraz Tartışalım!
Peki, gerçekten de tamamen objektif olmak mümkün mü? Dünyadaki en mantıklı insan bile bazen duygusal kararlar verebilir. Örneğin, erkeklerin genellikle bir problemi çözmek için daha stratejik düşündüğünü söylesek, “Burada ne yapabiliriz? Şu adımları atalım” diye yaklaşırlar. Duygusal etkiler, daha az ön planda kalır. Ancak, kadınlar bazen daha empatik bir yaklaşımla değerlendirmeye eğilimlidirler. “Bu konuda onun duyguları ne olur, nasıl hisseder?” diye düşünmek de bir anlamda daha “ilişkisel” bir bakış açısıdır.
Fakat ikisini de birleştirirsek, belki de tam anlamıyla objektif bir değerlendirme ortaya çıkabilir. Yani, bir bakıma bu, hem pratik hem de empatik bir yaklaşım olabilir. İşte burada, her iki bakış açısını da dikkate almak, objektifliği biraz daha ulaşılabilir kılabilir.
Objektif Olmak: Peki Ama Nerede?
Gerçek şu ki, bazen objektif olma hedefi, başlı başına bir çaba gerektiriyor. Özellikle iş yerinde veya toplumsal ilişkilerde, insanlar kendi görüşlerini objektifmiş gibi sunmaya çalışabilirler. Bir yönetici, çalışanlarını değerlendirirken "objektif" olmaya çalışır. Ama işin içine kişisel faktörler girdiğinde, bir objektiflik eksikliği hissedilebilir. Mesela, birinin işe alım sürecinde, kişi ile yöneticinin daha önce çalışmış olması veya aralarındaki sosyal bağ, objektifliği zorlaştırabilir.
Bir de şunu unutmayalım: Gerçekten objektif olabilmek, insanın kendi duygu ve düşüncelerini sorgulamasını gerektirir. Duygusal olarak taraf olduğumuz bir durumu, tamamen dışarıdan gözlemlemek bazen oldukça zor olabilir. Mesela, evde biri sürekli olarak TV izleyip yemek siparişi veriyorsa, ne kadar objektif bir şekilde yaklaşabiliriz ki? Hızla “Bununla ilgili bir çözüm bulmalıyız” diye düşünüp, stratejik bir çözüm sunmak isteyebiliriz. Ancak aslında, empatik bir yaklaşım, “Neden böyle yapıyorsun, biraz da dışarıda vakit geçirelim” demek olabilir. İkisini dengelemek gerçekten zor ama önemli.
Objektiflik: İstatistiklere Bakarak Karar Ver!
Veriyle objektif olmak çok basit görünebilir, değil mi? Mesela, bir şirketin satışlarının artıp artmadığını öğrenmek için, sadece satış rakamlarına bakmak yeterli olacaktır. Ancak işin içine insan faktörü girdiğinde, yani, bir kişinin veya bir grubun değerlendirmesi yapıldığında, biraz daha karmaşık hale gelir. Hadi gelin, bir örnek üzerinden gidelim:
2021 yılında yapılan bir araştırma, dünyada kadınların liderlik pozisyonlarında daha fazla yer alması gerektiğini gösteren veriler sunuyor. Fakat verilerin kendisi bile, bazen algıları değiştirip, taraflı bakış açılarını ortaya koyabiliyor. Kadınların liderlikte daha fazla yer alması gerektiği düşüncesi objektif olarak doğru olabilir ama toplumda hâlâ kadının yerinin “evde olması” gerektiğini savunanlar da vardır. İşte bu tür durumlar, objektiflik ile algı arasındaki farkı gözler önüne serer.
Objektiflik ve İletişim: Sosyal İlişkilerde Ne Yapmalı?
Objektif bir değerlendirme sadece veri ve sayılarla sınırlı değildir. İletişimle ilgili kararlar aldığımızda da objektif olmaya çalışmalıyız. Herhangi bir ilişki veya arkadaşlıkta, kişisel hislerimiz devreye girebilir. Mesela, bir arkadaşınızın ilişkisi hakkında “bu kötü bir ilişki” demek kolaydır. Ama objektif bir şekilde yaklaşmak gerekirse, “Bu ilişki sizin değerlerinize ve ihtiyaçlarınıza hitap ediyor mu?” gibi bir bakış açısı benimsemek daha doğru olacaktır.
Bu tür sorular sorarak, sadece dışarıdan bakıldığında objektif bir değerlendirme yapmamızı sağlar. Ancak unutmayın, her birey farklıdır. Hepimizin kendi değerleri, hedefleri ve duygusal tepkileri vardır. Yani, tam anlamıyla objektif olmak bazen biraz hayal olabilir. Ama en azından çaba göstermek önemli.
Sonuçta Objektiflik: “Sadece Gerçekler mi?”
Sonuçta, objektif bir değerlendirme yapmak genellikle gerçeklerle sınırlı kalsa da, her zaman için tam anlamıyla saf bir şekilde objektif olmak zordur. İnsan faktörünü ve ilişkileri göz ardı etmek, nesnelliği korumak adına yapılması gereken bir şey olabilir ama bu da aynı zamanda başka değerleri görmemek anlamına gelir. Belki de önemli olan, doğru dengeyi bulabilmektir.
Peki, sizce, objektif olmanın en zor yönü nedir? Duygularımız ve ilişkilerimiz bir değerlendirmeyi ne kadar etkiler? Objektif bir değerlendirme yapmak için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?
Herkese merhaba! Bugün biraz farklı bir konuya dalalım, “objektif bir değerlendirme” nedir diye soralım. Bu, oldukça derin bir mesele, fakat belki de hepimizin yaşamında sıkça karşımıza çıkan bir durumdur. Hani bazen şüpheye düşeriz, “Bu kararı verirken objektif miydim?” diye. Gerçekten ne kadar objektif olabiliriz ki? Herkesin kendine göre bakış açısı var. Hadi gelin, hep birlikte objektifliği eğlenceli bir şekilde inceleyelim ve bakalım neymiş bu objektif değerlendirme!

Objektif Değerlendirme: Sadece Gerçekler, Hiçbir Duygu Yok!
Objektif bir değerlendirme, kelime anlamı olarak, duygu, önyargı ve kişisel düşüncelerden bağımsız olarak yapılan bir değerlendirmedir. Yani, bir konuya bakarken sadece gerçeklere odaklanmak, tüm duygusal bağlardan ve önceden belirlenmiş fikirlerden sıyrılmaktır. “Gerçekten mi? Duygusuzca mı?” diyebilirsiniz ama evet, doğru duydunuz! Objektif olmak, bazen “mantık + veri” kombinasyonundan başka bir şey değildir.
Mesela, bir futbol maçını değerlendirirken, takımınızı tutmak yerine sadece hangi takımın daha iyi oynadığını gözlemlemek, objektif bir bakış açısıdır. Fakat hepimiz biliyoruz ki, bazen “Fenerbahçe’yi tutuyorum, bu gol ofsayt değil!” diye düşünüyoruz. Kişisel bağlılıklar, objektif değerlendirmeye engel olabilir. Yine de, meseleye dikkatlice bakınca, gerçekler öne çıkar ve bazen mantık, duyguya galip gelir.
Objektif Olmak Mümkün Mü? Hadi Biraz Tartışalım!
Peki, gerçekten de tamamen objektif olmak mümkün mü? Dünyadaki en mantıklı insan bile bazen duygusal kararlar verebilir. Örneğin, erkeklerin genellikle bir problemi çözmek için daha stratejik düşündüğünü söylesek, “Burada ne yapabiliriz? Şu adımları atalım” diye yaklaşırlar. Duygusal etkiler, daha az ön planda kalır. Ancak, kadınlar bazen daha empatik bir yaklaşımla değerlendirmeye eğilimlidirler. “Bu konuda onun duyguları ne olur, nasıl hisseder?” diye düşünmek de bir anlamda daha “ilişkisel” bir bakış açısıdır.
Fakat ikisini de birleştirirsek, belki de tam anlamıyla objektif bir değerlendirme ortaya çıkabilir. Yani, bir bakıma bu, hem pratik hem de empatik bir yaklaşım olabilir. İşte burada, her iki bakış açısını da dikkate almak, objektifliği biraz daha ulaşılabilir kılabilir.
Objektif Olmak: Peki Ama Nerede?
Gerçek şu ki, bazen objektif olma hedefi, başlı başına bir çaba gerektiriyor. Özellikle iş yerinde veya toplumsal ilişkilerde, insanlar kendi görüşlerini objektifmiş gibi sunmaya çalışabilirler. Bir yönetici, çalışanlarını değerlendirirken "objektif" olmaya çalışır. Ama işin içine kişisel faktörler girdiğinde, bir objektiflik eksikliği hissedilebilir. Mesela, birinin işe alım sürecinde, kişi ile yöneticinin daha önce çalışmış olması veya aralarındaki sosyal bağ, objektifliği zorlaştırabilir.
Bir de şunu unutmayalım: Gerçekten objektif olabilmek, insanın kendi duygu ve düşüncelerini sorgulamasını gerektirir. Duygusal olarak taraf olduğumuz bir durumu, tamamen dışarıdan gözlemlemek bazen oldukça zor olabilir. Mesela, evde biri sürekli olarak TV izleyip yemek siparişi veriyorsa, ne kadar objektif bir şekilde yaklaşabiliriz ki? Hızla “Bununla ilgili bir çözüm bulmalıyız” diye düşünüp, stratejik bir çözüm sunmak isteyebiliriz. Ancak aslında, empatik bir yaklaşım, “Neden böyle yapıyorsun, biraz da dışarıda vakit geçirelim” demek olabilir. İkisini dengelemek gerçekten zor ama önemli.
Objektiflik: İstatistiklere Bakarak Karar Ver!
Veriyle objektif olmak çok basit görünebilir, değil mi? Mesela, bir şirketin satışlarının artıp artmadığını öğrenmek için, sadece satış rakamlarına bakmak yeterli olacaktır. Ancak işin içine insan faktörü girdiğinde, yani, bir kişinin veya bir grubun değerlendirmesi yapıldığında, biraz daha karmaşık hale gelir. Hadi gelin, bir örnek üzerinden gidelim:
2021 yılında yapılan bir araştırma, dünyada kadınların liderlik pozisyonlarında daha fazla yer alması gerektiğini gösteren veriler sunuyor. Fakat verilerin kendisi bile, bazen algıları değiştirip, taraflı bakış açılarını ortaya koyabiliyor. Kadınların liderlikte daha fazla yer alması gerektiği düşüncesi objektif olarak doğru olabilir ama toplumda hâlâ kadının yerinin “evde olması” gerektiğini savunanlar da vardır. İşte bu tür durumlar, objektiflik ile algı arasındaki farkı gözler önüne serer.
Objektiflik ve İletişim: Sosyal İlişkilerde Ne Yapmalı?
Objektif bir değerlendirme sadece veri ve sayılarla sınırlı değildir. İletişimle ilgili kararlar aldığımızda da objektif olmaya çalışmalıyız. Herhangi bir ilişki veya arkadaşlıkta, kişisel hislerimiz devreye girebilir. Mesela, bir arkadaşınızın ilişkisi hakkında “bu kötü bir ilişki” demek kolaydır. Ama objektif bir şekilde yaklaşmak gerekirse, “Bu ilişki sizin değerlerinize ve ihtiyaçlarınıza hitap ediyor mu?” gibi bir bakış açısı benimsemek daha doğru olacaktır.
Bu tür sorular sorarak, sadece dışarıdan bakıldığında objektif bir değerlendirme yapmamızı sağlar. Ancak unutmayın, her birey farklıdır. Hepimizin kendi değerleri, hedefleri ve duygusal tepkileri vardır. Yani, tam anlamıyla objektif olmak bazen biraz hayal olabilir. Ama en azından çaba göstermek önemli.
Sonuçta Objektiflik: “Sadece Gerçekler mi?”
Sonuçta, objektif bir değerlendirme yapmak genellikle gerçeklerle sınırlı kalsa da, her zaman için tam anlamıyla saf bir şekilde objektif olmak zordur. İnsan faktörünü ve ilişkileri göz ardı etmek, nesnelliği korumak adına yapılması gereken bir şey olabilir ama bu da aynı zamanda başka değerleri görmemek anlamına gelir. Belki de önemli olan, doğru dengeyi bulabilmektir.
Peki, sizce, objektif olmanın en zor yönü nedir? Duygularımız ve ilişkilerimiz bir değerlendirmeyi ne kadar etkiler? Objektif bir değerlendirme yapmak için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?