Aşırı solcu insana ne denir ?

Duru

New member
Katılım
11 Mar 2024
Mesajlar
416
Puanları
0
“Atatürk Sağcı mı Solcu mu?” Başlıklı Forum Konusuna Girenlerin İlk 5 Dakikası

Geçen gün internette masum bir niyetle çay demleme süresi ararken kendimi bir forum başlığında buldum: “Atatürk sağcı mı solcu mu?”

Yorum sayısı: 847.

İlk yorum: “Kesin sağcıydı.”

İkinci yorum: “Bunu yazmak bile solculuğa aykırı.”

Üçüncü yorum: “Önce sağ ve sol kavramlarının tarihini öğren.”

Dördüncü yorum: Konuyla ilgisiz şekilde menemen soğanlı mı tartışması.

Ve düşündüm: Acaba biz bu soruyu yanlış mı soruyoruz?

Çünkü konu Atatürk olunca insanlar çoğu zaman bugünün siyasi pusulasını alıp 1920’lerin masasına koyuyor. Sonra da haritaya bakıp “neden yollar uyuşmuyor?” diye şaşırıyoruz.

Forum ruhuna uygun şekilde biraz sohbet edelim.

---

Sağ – Sol Testi: 1920 Model Bir Lideri 2026 Yazılımıyla Çalıştırmak

Önce küçük bir gerçeklik kontrolü.

Bugün “sağ” ve “sol” dediğimiz kavramlar; ekonomik yaklaşım, devletin rolü, bireysel özgürlükler, gelenek, piyasa, kültür politikaları gibi çok katmanlı alanlara yayılıyor.

Ama Atatürk’ün siyaset yaptığı dönem farklı bir denklem içeriyordu:

Devlet kuruluyor.

Ekonomi sıfıra yakın sanayiyle yeniden inşa ediliyor.

Eğitim sistemi baştan yazılıyor.

Çok uluslu imparatorluktan ulus-devlete geçiliyor.

Dünyada faşizm, sosyalizm, liberalizm birbirine omuz atıyor.

Böyle bir dönemde bugünkü etiketleri birebir yapıştırmak biraz şu gibi:

“Fatih Sultan Mehmet hangi telefon markasını kullanırdı?”

Sorunun kendisi eğlenceli ama cevabı tarihsel bağlam istiyor.

---

Peki Atatürk’ün Politikalarında Sağdan da Soldan da Görülen Unsurlar Var mıydı?

Forumun klasik anına geldik.

Bir grup diyor:

“Devletçilik vardı → sol.”

Diğer grup:

“Milliyetçilik vardı → sağ.”

Bir başkası:

“Modernleşme vardı → merkez.”

Bir kişi mutlaka çıkar:

“Arkadaşlar aslında olay çok derin…”

Ve üç ekran yazı bırakır.

Gerçekte Atatürk’ün yaklaşımı daha çok pragmatik görünüyor.

Ekonomide devletçilik uygulandı; çünkü özel sektör yeterince gelişmemişti. Ama bu, klasik sosyalist kamulaştırma mantığıyla birebir aynı değildi.

Toplumsal dönüşümlerde laiklik, eğitim reformları, hukuk değişiklikleri öne çıktı.

Ulusal egemenlik ve bağımsızlık güçlü biçimde vurgulandı.

Yani bugünkü eksenlerde biri onu tamamen sağa, biri tamamen sola yerleştirmeye çalışınca tablo biraz bozuluyor.

Sanki biri satranç oynuyor, diğeri “ama bu taş neden çapraz gidiyor?” diye kızıyor.

---

Forumdaki İnsan Tipleri ve Büyük Atatürk Tartışması

Burada işin eğlenceli kısmı başlıyor.

Bir arkadaş düşünün.

Masaya oturuyor.

“Tamam arkadaşlar, önce kriterleri belirleyelim. Sağ nedir, sol nedir? Zaman ekseni oluşturalım.”

Beş dakika sonra tablo açıyor.

Yedi dakika sonra grafik.

On dakika sonra herkes dağılmış.

Bu çözüm odaklı yaklaşım tanıdık geliyor olabilir. Ama ilginç olan şu: sadece erkekler değil; birçok insan karmaşık meselelerde yapısal düşünmeyi seviyor.

Başka biri geliyor.

“Bir dakika, insanlar neden Atatürk’ü kendi tarafında görmek istiyor? Bunun duygusal tarafını konuşalım.”

Sohbet bir anda değişiyor.

Bir başkası ekliyor:

“Belki mesele ideoloji değil, aidiyet.”

Bir diğeri:

“Ben dedemden dinlediklerimle büyüdüm, o yüzden farklı hissediyorum.”

İşte burada ilişki odaklı yaklaşım devreye giriyor. Ama bu da sadece kadınlara özgü değil. Bazı insanlar sistemi çözüyor, bazıları insanların sistemle kurduğu bağı.

İlginç olan, iyi tartışmaların ikisini de içermesi.

Biri masayı kuruyor.

Diğeri masada neden oturduğumuzu hatırlatıyor.

---

Atatürk’ü Herkes Neden Biraz Kendine Benzetmeye Çalışıyor?

Bence forumların en insani tarafı burada.

Bir insan özgürlüğü önemsiyorsa Atatürk’te onu görüyor.

Bir insan devlet kapasitesini önemsiyorsa onu görüyor.

Bilimi önemseyen başka şey buluyor.

Ulusal bağımsızlığı önemseyen başka.

Biraz şu duruma benziyor:

Bir arkadaş grubunda herkes aynı kişiyi farklı anlatır.

Biri der:

“Çok disiplinlidir.”

Diğeri:

“Yok ya, çok esprilidir.”

Üçüncü:

“İkiniz de yanlış tanımışsınız.”

Aslında hepsi aynı insanı farklı açıdan görüyordur.

Atatürk gibi tarihsel figürlerde bu etki daha da büyüyor.

Çünkü semboller büyüdükçe insanlar kendi sorularını onların üzerine yansıtmaya başlıyor.

---

“Ama Tek Kelimeyle Cevap Ver!” Baskısı

Forumların vazgeçilmez anı.

Bir kullanıcı gelir:

“Tamam da sonuç ne?”

Bir başkası:

“Net konuş.”

Sonra sessizlik.

Çünkü tarih tek kelimelik cevapları çok sevmez.

Atatürk’ü bugünkü anlamıyla sadece “sağcı” ya da sadece “solcu” diye tanımlamak çoğu tarihçinin tercih ettiği bir yaklaşım değil.

Daha çok;

döneminin ihtiyaçlarına göre hareket eden,

ulusal bağımsızlığı merkeze alan,

modernleşmeyi hedefleyen,

devleti araç olarak kullanan,

ideolojik katılıktan ziyade uygulamaya odaklanan

bir siyasal çizgi olarak değerlendirmek daha açıklayıcı oluyor.

Bu cevap biraz forum kullanıcılarının sevdiği “tek yumruk cevap” formatını bozuyor ama gerçek hayat çoğu zaman öyle.

---

Son Yorum: Belki de Soru “Sağ mı Sol mu?” Değil

Belki daha ilginç soru şu:

“Bugün yaşasaydı hâlâ aynı kavramlarla mı konuşurdu?”

Çünkü bazı liderleri anlamanın yolu onları bugünün etiketlerine sıkıştırmak değil; hangi problemi çözmeye çalıştıklarını anlamak.

Ve forum kapanmadan önce klasik son mesaj gelsin:

Kullanıcı A: “İkna olmadım.”

Kullanıcı B: “Ben de.”

Kullanıcı C: “Konu dağıldı ama güzeldi.”

Kullanıcı D: “Menemen hâlâ soğanlı olmalı.”

İşte internetin gerçek uzlaşı modeli.
 
Üst